Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adı ile başlarım.
Allah’ın selamı üzerinize olsun.Benim adım Ayşe Ünal.36 yaşında 4 kız çocuk annesi bir ev hanımıyım.Aslında ev hanımı yerine bir meslek söylemek isterdim ama ne yazık ki tahsilimi yarım bıraktığım için herhangi bir meslek sahibi olamadım.Bunun nedenlerini yazımı okudukça anlayacaksınız, umarım.
Benim çocukluğumdan beri tartışılan ve hala bir çözüme ulaşılamayan türban konusundan bahsetmek istiyorum.Aslında türban değil başörtüsüdür.Ben örtünmeden bahsedeceğim.Modanın uydurduğu türban örtünmesinden değil.bu konunun muhataplarına sorarım,ben Müslüman olarak nasıl örtünmeliyim.Siz bana örtünemezsin diyebilir misiniz?Bu konuda beni bilgilendirmenizi ve aynı zamanda ikna etmenizi istiyorum.
Lâik bir ülkede yaşıyoruz.Din ve devlet işleri ayrı yürütülmeli,biliyorum.Müslüman olarak dinimin istismar edilmesine karşıyım zaten.Fakat başörtüsünün devlet yönetimiyle ne alakası var onu anlamış değilim.Kendi ülkemizde özgür iradeyle yaşamak hakkımız diye düşünüyorum.İslam dini bu özgürlüğü tüm insanlığa vermiştir.Kişi ister cenneti seçer ister cehennemi.Her insan yaptıklarının karşılığını nasılsa bir gün alacak.O gün pişmanlık fayda etmeyecek.Öyle ki Yüce Allah’ın yasaklarına uymadığınıza pişman olacağınız gibi bu yazdıklarımı kale almadığınıza da pişman olacaksınız.Size bunun için Allah adına yemin edebilirim.Oysaki benim yazdıklarım dünya kelamıdır.O gün yani mahşer günü hesaba çekilirken vereceğiniz cevabın muhakemesini vicdanınıza bırakıyorum.
Eğitimde bir çok eksiklik varken,başörtüsü bu kadar sorun olabilir mi?Eğitimin her insan için önemi büyük.Hatta toplumsal gelişmede şart diyebilirim.
Kız çocuklarının okutulması daha da önemli.Yurt genelindeki kız çocuklarının bir çoğu okutulmuyor.Bunların farklı nedenleri olabilir.Ulaşım,maddiyat gibi.Fakat bence en önemlisi,çocuklarına dini yaşatmak isteyen birçok aile,onların başlarını örtmeleri gerektiğini savunur,doğrusuda budur ve bu yüzden okula göndermezler.Yeterli eğitimi alamayan bu çocuklar çağa ayak uydurabilir mi?Yoksa çağdaşlık başı açmakla mı oluyor.Benim görüşüm bu sorun çözülmezse ülkemiz ileri değil geri gidecektir.
Bir taraftan haydi kızlar okula diye kampanyalar yapılıyor,diğer taraftan başörtüleri çıkartılıyor.Beni çok etkileyen ve derinden yaralayan bir durumdan bahsetmek istiyorum.İki genç kızın üniversitenin kapısına kadar kapalı gelip içeri girerken başlarını açtıklarını gördüm.Ekonomik özgürlüklerini kazanmak için yapmak zorunda kaldıkları bu tercih ne acı.Bu nasıl bir zihniyettir ki gençlere böylesi eziyet ediliyor.Başı örtülü bir insan dininin gerektirdiği gibi yaşamak istiyorsa suçu ne?Bu kişiler başı örtülü olarak vatana ve millete hizmet edemezler mi?
Eğitime son derece önem veren bir anneyim.Kızlarımın okumasını cani gönülden isterim.Başörtüsü sorunu çözülmezse ve yasaklar devam ederse onları okutmam nasıl mümkün olabilir.Liseye giden bir kızım var.Örtünmesi konusunda çaba gösteriyorum tabi ki baskıyla değil hoşgörüyle.Aslında okutmayı düşünmüyordum.Ama çok istedi.Okuma ve meslek sahibi olma hakkını elinden alamazdım.Başörtüsü yasağını getirenler benim dinimi elimden alma hakkını nereden buluyorlar.Kızım okula giderken başı açık evde kapalı sizce bu ne perhiz bu ne lahana turşusu durumu olmuyor mu?Eğer bu sorun çözülmez ve yasaklar devam ederse diğer kızlarımı okutmayı düşünmüyorum.Buna da sebep T.C.yöneticileri olacaktır.Bize sunulan alternatifler bunu gösteriyor.Çünkü okuyacaksanız açın başınızı yada örtün başınızı oturun evinizde imajı çiziliyor.Başı açık olan daha mı dürüst davranıyor veya daha mı saygılı bir insan oluyor.Yaşadıklarımdan bir örnek vermek istiyorum.Okulda 8 yıl aynı sınıfı paylaştığım bir kişinin sözlerini aynen yazıyorum.”Aklın başından uçmasın diye mi başını örtüyorsun”.dedi.Bu zihniyette yetişen bir insan kardeşlik,dostluk,birlik ve beraberlik kavramlarından ne haberi olabilir ki?Benim başım örtülü ve de aklım başımda bir insanım.Ama bunu söyleyen o kişinin aklından şüpheliyim.Bugün bir çarşaflı,bir başı açık ve pantolon giyen üç bayan yan yana yürüyebiliyorsa demokratik kişiliğini kazanmış bir toplumda yaşıyoruz demektir.Ama demokrasi devletin neresinde saklı ki bu kadar katı kuralcı olabiliyor.Üç yıl okulumuzun okul aile birliğinde görev aldım.Okulumuza bir çok katkımız oldu.Başını örtende vardı örtmeyende.El ele verdik ve yapabileceğimizin en iyisini yapmaya çalıştık.Ben okulda başörtülü olarak öğretmenlik veya memurluk yapsaydım yasaları çiğnemiş olurdum.Kadrolu olunca yasalar geçerli,gönüllü olunca değil mi?Amaç hizmetse örtülü veya örtüsüz ne fark eder.
Atatürk’ü saygıyla anıyorum.Yaşasaydı Türkiye bu durumda olmayacaktı.Atatürk’ün ilke ve inkılapları tartışılmaz ancak herkesin bildiği gibi ülkeyi feraha çıkarmak için yapması gerekenleri yaptı.Hatta lâik bir devlet kurarak dinimizi koruma altına aldığını düşünüyorum.T.C.lâiktir lâik kalacaktır.Bende bunu savunuyorum.Din ve devlet işleri ayrı yürütülsün.Fakat Müslümanlığın gözüne de çomak sokulmasın.”Hakkıdır Hakka tapan milletimin istiklâl”.Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diyen Atamız her milleti bir bayrak altında toplayarak birlik ve beraberliği sağlamıştır.Müslümanlığı neden ikiye bölsün ki.
Atatürk’ün Müslüman Türk kadınının başörtüsü için herhangi bir yasaklama getirdiğine inanmıyorum.Sadece kıyafet özgürlüğü verdiğini düşünüyorum.Eğer böyle bir yasak getirmiş ise Kurtuluş Savaşındaki kadınlara haksızlık etmiş olmaz mı?Çünkü askerlerin yaralarını saran kadınların başı örtülüydü.Cepheye mermi taşıyan analarımızın başı örtülüydü.En önemlisi kendi annesinin başı örtülüydü.Geçmişini bilmeyen geleceği göremez.Bir ülke geleneklerine,göreneklerine bağlı kaldığı sürece ve en önemlisi dinine sahip çıktığı sürece varoluşunu sürdürür.Allah’ın korumadığı bir ülkeye bir felaket yeter.Beşerin kurduğu hangi kural felaketlerden koruyucu olabilir ki.Gelin her türlü felaketlerden ,kötülüklerden Allah’a sığınalım.O ne güzel koruyucudur.Yüce Rabbimin bir ayetinde şöyle yazar.”yeryüzünde bozgunculuk yapmayın”.Yeryüzünde bozgunculuk yapmadan,birlik ve beraberlik içinde bu sorunları aşalım.
İnsanları tek bir kalıba sokmaya hiç kimsenin hakkı yoktur.”Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım,hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım”.Askeriyelerde dini vecibelerini yerine getirmek yasak.Neredeyse Allah diyen görevden alınacak.Tanıdığım birçok subay var,emeklilikten sonra namaz kılmaya başlayan.Hatta bir subaya hediye gelen saatin üzerinde yazan Allah yazısını değiştirip yerine çiçek resmi yaptıranı biliyorum.Niye korkulduğunu anlamıyorum.Müslümanlık korkulacak bir din değildir.Tam tersi sevgi dolu,kardeşlik dinidir.Başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum.Eşim özel bir okulun servis şoförlüğünü yapıyordu.Birkaç öğrenci askeri lojmanlarda oturuyordu.Bir gün eşimle birlikte bende gittim.Lojman kapısında durdurulduk ve servis aracının her yeri arandı.Buraya kadar normal,çünkü güvenlik için şart biliyorum.Fakat aracın dışından bir asker başörtümü işaret ederek başımı açmamı istedi.Benim ona olan tepkim şaşırarak bakmak oldu.Eğer yanıma gelip bu isteğini tekrarlasaydı,eşimin işinden olacağını bilsem dahi kendimi savunacak gerekli cevabı verecektim.Bir lokma ekmeğe muhtaç kalmayı namerdin sözünü dinlemeye tercih ederim.Umarım bir daha hayatım boyunca,işaretle de olsa böyle bir teklifle karşılaşmam.Hayatım pahasına da olsa,böyle bir zorlamayı kabul edemem. Kadınların örtünmesi dört mezhepte de aynıdır.Ben Müslüman’ım diyen bir kişi hangi mezhepten olursa olsun,başörtüsüne dil uzatamaz.
Günümüz gençliği dahil olmak üzere ben Müslüman’ım diyen bir çok kişi dinimiz hakkındaki bilgilerden yoksun.Cahilliye devrine gerimi dönüyoruz.
Bilim adamı,gazeteci ve siyasetçilerin,başörtüsü hakkındaki
konuşmalarını,televizyondaki bazı tartışma programlarında
dikkatle takip ediyorum. Bazı ilim irfan sahibi insanların yaptıkları konuşmaları hayretler içerisinde izliyorum.Anlaşılan,tabiri caiz,
tahsil cahilliği alır,merkeplik baki kalır. Ancak onların cahilliğini tahsil
almamış olacak ki sarf ettikleri sözlerden ötürü merkepliğe bile layık değiller
çünkü merkep dile gelse beni Allah yarattı diyecek.Siz hem Müslüman’ım
diyeceksiniz hem de Allah’ın yasaklarını hiçe sayacaksınız.
Size bu hakkı kim verdi?
Lütfen bulunduğunuz kürsüden inin başınızı ellerinizin arasına alarak
iyice düşünün bu sözlerimi.Müslüman Türk kadını olarak üzerime
düşen görevi yerine getiriyor ve sizi ikaz ediyorum.
(Mahşerde,biz ikaz edilmedik demeyin)Kıyamet koptuktan sonra
mahşerde toplanıp hesaba çekileceğimiz gün,bana sorulacaktır,sen
neden hakkını aramadın diye.
Hakkımı aramak için çıktım yola,kim öle,kim kala.
Her kim derse ben hiç ölmeyeceğim,malım mülküm,onun ola.
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var।
Ulusun,korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
"Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder